Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Kilistra Konya Turizmine kazandırılmalıdır
Kilistra Konya Turizmine kazandırılmalıdır Yazdır E-posta

Konya Postası gazetesi yazarı İlker Mete Mimiroğlu'nun 18 Ağustos 2008 tarihli gazetede yayınlanan makalesini buradan okuyabilirsiniz. Yazara köyümüzle ilgili yaptığı çalışmalardan ve hassasiyetinden dolayı teşekkür ederiz.

Bugünkü bölümümüzde de, İlker Mete Mimiroğlu’nın, “ Günümüze ulaşabilen bir Ortaçağ kenti” makalesine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

      Yaşayan bir tarih’in günümüze kadar ulaşabildiği Kilistra’da Haç planlı yapılar o devrin bugün için sekiz kısımda açıklanabilen oda mezarları, mükemmel ölçülerde gözler önüne serilen bir şehir dizaynı, bir açık hava müzesi şeklinde gözlerimizin önünde.Gerek Mimiroğlu’nun açıklamaları gerekse de Kilistra’yı yakından takip eden insanlardan edindiğimiz bilgiler, Kilistra’nın zaman içerisinde tarihi eser yağmasına maruz kaldığı ya da bırakıldığıdır.Topraklarımız içerisinde yer alan bize yada geçmiş medeniyetlere ait eserler korumakla mükellef olduğumuz eserlerdir. Bu eserler ne yazıktır ki, ödenek yok, oralara insan görevlendiremiyoruz. O kadar çok ki, hangi birini koruyalım, mazeretleriyle karşı karşıya kaldı hep.Kilistra Konya turizmine kazandırılmalı sözleri yıllardan beri söz olarak, turizmle ilgili her günde ve mekanda söylendi.Ne oldu?Kazandırılmalı sözünü söyleyenler, kazandıralım noktasına henüz gelemediler.Gelirler mi?Gelirler inşallah!...

 

 

Haç planlı yapılar

 

      Kilistra’nın çevresinde bulunan yerleşmelerde büyük boyutlu kaya oyma kiliseler olmasına rağmen Kilistra’da bu tür yapılar tespit edilememiştir (Uçkan-Mimiroğlu, 2006, 353). Kentte bulunan şapellerin çoğunlukla küçük yapılar  olması, büyük boyutlu kiliselerin, kentte bulunması gerektiğini düşündürmektedir. Yapılarda kitabe veya freskoların bulunmaması tarihlendirmeyi zorlaştırmaktadır. Serbest haç planlı yapılar benzer örnekleri göz önüne alınarak 7-10. yüzyıllar arasına tarihlendirilirken, tek nefli şapellerde kesin olarak tarihlendirme yapılamamaktadır. Sadece kiliselerde 12-13 yüzyıllardan itibaren ahşap ikonastasislerin kullanılması templonlu yapıların daha önceye tarihlenebileceği fikrini düşündürmektedir (Parman, 2002: 95-96). Kilistra kentindeki en zengin yapı grubu ise mezarlardır. Yerleşimin her yerinde bulunan mezarlar, özellikle kentin sınır bölgeleri olan doğudaki girişte, batı ve güneydeki alanlarda yoğunluk göstermektedir. Bölgedeki mezarların tamamı kayaya oyularak yapılmıştır. Oda mezarları ve mezar nişleri olarak sınıflandırdığımız bu yapılardan, kırk dört adet oda mezarı ile yüz elliye yakın açık mezar nişi tespit edilmiştir. Mezar nişlerinin özellikle kent girişinde uygun bulunan her yere yapıldığı gözlenmektedir. Bu mezar nişleri 0.35 m. boyundaki bebek mezarlarından, 2.75 m. boyuna ulaşabilen yetişkin mezarlarına kadar çeşitlilik göstermektedir.

Oda mezarları sekiz ayrı sınıftır

        Yerleşimin özellikle üç farklı bölgesinde yoğunlaşan oda mezarları ise gerek girişleri, gerekse de planları bakımından çok farklı özellikler göstermektedir. İşlendikleri ana kayanın konumuna göre yönleri değişebilen mezarların bazı ortak noktaları bulunmaktadır. Yapmış olduğumuz bir tipoloji denemesinde oda mezarları sekiz ayrı sınıfa ayrılmıştır 1. Tip A: Arcosolium tipindeki mezarlar. 2. Tip B: Yuvarlak veya düzgün olmayan yuvarlak planlı mezarlar.3. Tip C: Düzgün olmayan dikdörtgen planlı mezarlar. 4. Tip D: Dikdörtgen planlı mezarlar.5. Tip E: Ters “T” tipinde haç planlı mezarlar. 6. Tip F: Ters “T” tipinin gelişmiş biçiminde olan mezarlar.7. Tip G: Ön oda girişli ve çift katlı mezarlar. 8. Tip H: Birden fazla mezar nişini barındıran, düzgün olmayan dikdörtgen veya                                                                                             dikdörtgen planlı olan mezarlar. Mezarlarda yer yer görülen kazıma tekniğinde yapılmış haçlar ile fresko kalıntıları, eserlerin yoğun bir süsleme programına sahip olduklarını göstermektedir.

Göz kamaştıran bir şehir dizaynı 

     Kentte ticari, sosyal ve sivil yapılar grubunda ise üzümlerin bekletildiği ve ezildiği havuzcuklara sahip büyük bir şaraphane ile 1930’lu yıllara kadar kullanılmış altı veya yedi mekandan meydana gelen seramik atölyeleri bulunmaktadır. Bu atölyelerde fırın ile toprakların toplandığı ve bekletildiği havuzlar görülmektedir. Ayrıca kentin farklı yerlerinde ufak çapta şarap üretildiği çeşitli kalıntılardan anlaşılmaktadır.Kentin kanalizasyon sistemine sahip olduğu, farklı yerlerde karşımıza çıkan ana kayaya oyularak yapılmış su kanallarından anlaşılmaktadır.. Bu kanallar ile atık ve yağmur sularının yerleşime zarar vermeden tahliye edildikleri görülmektedir.Kilistra’da tespit edebildiğimiz dört adet kuyu sarnıç ile sekiz adet oda sarnıcı bulunmaktadır. Kuyu sarnıçları kapaklı olup ihtiyaca göre boyutları değişmektedir. Muhtemelen bu sarnıçlar taşıma suyu veya yağmur suları ile kullanılmaktadır. Sekiz adet olan oda sarnıçlarından biri çok destekli iken diğerleri kare planlıdır. Kentin çeşitli yerlerinde dağılmış olan sarnıçlardan çok destekli olanı kentin ve bahçelerin su ihtiyacını karşılayan ana sarnıçtır.

Tam bir Açıkhava müzesi

        Kentte, manastırlar dışında bulunan on adet şapel tespit edilmiştir. İkisi, serbest haç planlı olan yapıların diğerleri tek neflidir. Kentin günümüze ulaşabilen en önemli kilisesi haç planlı kilisedir. Yerleşimin kuzey doğusunda yer alan eser, büyük boyutlu olması ve dış cephelerinin de işlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Güney ve doğu cepheleri ile örtü sisteminin ayrıntılı bir şekilde işlendiği kilise, dönemin duvar mimarisi hakkında da önemli bilgiler ortaya koymaktadır Yerleşimde bulunan bir diğer önemli kilise ise kentin güney batısında yer alan ve Paulönü Kilisesi olarak bilinen yapıdır. Eser, tek nefli bir naos ile dikdörtgen planlı bir narteksten meydana gelmektedir. Duvarlarının at nalı kemerler ve haçlar ile bezendiği bu kilise muhtemelen bir manastır kilisesidir  Kapadokya ve Frigya bölgelerinde birçok örneğini gördüğümüz manastır ve şapeller Ortaçağın genel kaya oyma kilise mimarisinin özelliklerini taşısa da, bazı yapılarda neredeyse tüm dış beden duvarlarının işlenmesi, şapellerin bir kısmında Frig etkisi ile naosun kırma çatıya sahip olması ve manastır trapezalarında belki de Frig etkisi ile ana kayaya oyulmuş masa ve oturma sıralarından oluşan kemerli trapeza düzenlemelerinin bulunmaması ilgi çekicidir.

Kilistra tahrip ediliyor, korunmaya alınmalı

        Kaya oyma mezar mimarisi açısından ise Kilistra’nın önemi daha da artmaktadır. Kent barındırdığı çok sayıda kaya oyma mezarlar ile birçok yerleşimle benzerlikler taşısa da mezar planlarının bir tipoloji gösterecek ölçüde çeşitliliğe sahip olması en azından Konya ve çevresindeki Ortaçağ ölü gömme adetleri ve mezar mimarisini anlamamız açısından önem taşımaktadır.Kentte bulunan çok sayıda şarap atölyeleri ile seramik atölyelerinin varlığı Kilistra’nın kendi bölgesinde önemli üzüm ve şarap üretim merkezi olduğunu göstermektedir. Bu çeşit bir ticari faaliyetin olduğu bilinen Sille ile benzer olan Kilistra, bu üretim tesislerinin sağlam bir şekilde günümüze gelmesi açısından da önem arz etmektedir. Gerek Kapadokya’da gerekse Frigya Vadisi’nde karşımıza çıkan konut olabilecek mekanların çoğunlukla yakın zamana kadar kullanılması, özgün Ortaçağ kaya oyma konut geleneğini anlamamızı güçleştirmektedir. Kilistra’da en azından Osmanlı döneminde kaya oyma mekanlarının konut olarak kullanılmadığı, bölgedeki Osmanlı konut geleneğinden de anlaşılmaktadır. Çeşitli şapeller ile birlikte bu mekanlardan meydana gelen sokak dokularının varlığı kentin önemini daha da arttırmaktadır. Sonuç olarak Kilistra antik kenti günümüze ulaşan yapı kalıntıları ile Ortaçağ’dan günümüze neredeyse zararsız gelebilmiş bir açık hava müzesi konumundadır. Bu bağlamda kent, barındırdığı Ortaçağ dönemi kaya oyma eserleri ile hem Konya ve çevresinin Bizans Mimarisi, hem de Bizans Taşra Mimarisi hakkında önemli bilgiler ortaya koymaktadır. Kanımızca her geçen gün tahrip olan bu eserler biran önce korumaya alınmalı, gerekli temizlik kazıları yapılmalı ve Konya turizmine kazandırılmalıdır.   

KONYA POSTASI

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement