Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa
Bir yararlı hizmetin geciktirilmesi Yazdır E-posta
 

Okunma Sayısı : 1044


1971 yılının 3 veya 4. aylarıydı, sanırım elektriğimiz yok, gaz lambası ışığında oturuyoruz. Köyümüze elektrik gelecekmiş, bir müteahhit geldi. Köyden de birkaç kişinin katılmasıyla hattın köye geliş ve direk yerleri tespit edildi. Müteahhit ve köy elektrifikasyonu bölge müdürlüğü temsilcileri ile beraber muhtarlıkta toplandık. Gelen heyet, “Muhtar direk çukurlarını köyden adam bulup kazdıralım. Ebatlarını müteahhit size bildirecek, çukur başına 30 lira ücret verecek, hem köylüye bir yan gelir olsun, hem işiniz çabuk yapılsın, hem birbirimize yardımcı olalım, köyünüze elektriği kışa kalmadan getirelim” dedi.

O günün ihtiyar heyeti bu teklife tamam dedi. Ertesi gün bu durum bütün köylüye ilan edildi, üç dört gün müddet verildi. Nihayet işe başlama ve kazı günü geldi kimse çukur kazmaya gelmiyor. Muhtar tarafından emrediliyor olmuyor, rica ediliyor, olmuyor. Köyümüzde birkaç muhalif olan var, onlar köylüye gitmeyin, çukur kazmayın, elektrik gelmesin, eski köye yeni adet mi çıkaracağız, gaz lambası nemize yetmiyor, atalarımız bunca seneler nasıl gelmiş geçmiş bu zamana kadar. Müteahhit çukurunu kendisi kazdırsın, elektrik alırsanız samanlıklarınızda yangın çıkar vs vs. Köylülerimiz o kadar gurbet görmüş olmasına rağmen bu oyuna alet olduk, bizden yardım göremeyen kurum idarecileri ve müteahhit işi bıraktılar tam beş sene. O yıkılan beton direkler köyün içinde, köyün yakınlarında 5 yıl yattı, bu arada köy adına 40 bin lira da katılma payı yatırmıştık İller Bankası’na.1975 yılının sanırım ağustos ayı sonlarıydı. Bir cip, bir tır bir de vinç geldi köyün ortasına. Köyün girişinden sonra ikinci mahalle. Ben de üstüm başım kir pas içinde, iş elbiselerim sırtımda, kendi evime ait çok büyük bir köy işimi yapmaktayım. Evimde de kimse yok. Hanımım ve ev halkı bir başka tarlada çalışıyorlar köy işleri malum. Birkaç kişi, kravatlı, güzel giyimli beyler indiler, sağa sola bakınıyorlar, hemen gidecek gibi bir halleri var.

O üstümün kir ve pasına aldırış etmeden yanlarına sokuldum. Ve köylü ağzından daha düzgün bir kibar ifadeyle hoş geldiniz dedim. Şöyle babacan bir adam “Hoş bulduk hoş bulduk, bu köyde muhtar aza kimse yok mu yahu?” dedi. Efendim muhtar yok ama ben yardımcı olayım ben köyün kâtibiyim dedim. O zaman sana söyleyelim kâtip bey, bu köy kimseye sahip çıkmadığı gibi yol da göstermiyor. Girişte muhtar odası neresi dedik bir adama, suratını başka tarafa çevirip eliyle bu yönü işaret ederek şooo yanda dedi. Ne gailesiz insanlar bunlar yahu dedi.

Ve devam etti. “Ben Köy Elektrifikasyonu 15. Bölge Müdürü Birol Adalı’yım. Sizin köyünüze 5 yıl önce siyasi nedenlerle beton elektrik direkleri yıkılmış. Ama köyünüzün zemin durumu taş olduğu için bunların dikilmesine müsait değil, bu direkleri saracağız, bak bir Tır araç ve yükleyici getirdik, size ağaç artı beton direk vereceğiz tamam mı? Muhtara söyle 30 bin lira katılım payınız var, bunu da artırsın, gelsin bir görüşelim selam söyle” dedi.

Tam yürüyecek, “Ben beyim siz müdür müsünüz?” dedim kibarca. Evet dedi. “Emir sizdedir direkleri sarabilirsiniz ama bize de söz hakkı vermeniz lazım. Sizler akıllı insanlarsınız bir acı kahve içelim. Bunları da evde konuşalım. Üzerimdeki çula bakıp da beni yadırgamayın lütfen, burası köy yeri, tazıyı çulu ile değil avı ile değerlendirin ne olur. Eve buyurun” dedim. Bu lafım üzerine, Müdür “Ev uzak mı?” diye sordu. Tam karşımız efendim, iki adım dedim.

Hadi öyle ise düş önümüze dedi.

Yürüdük eve girip oturduk, iki dakikada elbiselerimi değiştirdim, tam bir köy efendisi olarak karşılarına geçip efendiler çay kahveden önce yemekten haber verin karnınız nasıl bu bir rüşvet olarak değil misafirperverliktir dedim. Müdür “Kâtip efendi yumurta ve soğan var mı? Taze yoğurt var mı?” dedi. Efendim bunlar köy yerinde çok bulunan şeyler olamayanı isteyip bizi bocalatmanızı isterdim. Ben de ondan haz alırdım” diye espri yaptım. Ve hemen mutfağa girip elime pek iş yakıştığından onlara köy şehir karışımı menemen, top yumurta, soğan ve yoğurttan oluşan pratik bir servis yaptım. Bunlardan çok etkilenen müdür bana “Sen buralı değil misin Kâtip?” dedi. Buralıyım Müdürüm ama İstanbul’da çok kaldım dedim. Memnun oldu. Bu meyanda köylülerden de birkaç kişiler de gelmişti evime. Karnınız doydu mu dedim? Sofra ortada, doydu sağ ol eline kesene sağlık dediler.

Duvarda asılı duran kırma çifte tüfengimi aldım. Müdür Beye doğrulttum “Şimdi söyle Müdürüm direkleri hala kamyona yüklemekte ısrarcı mısın?” dedim. Çok hoş sohbeti olan kulakları çınlasın Müdür Birol Adalı Bey gülerek ayağa kalktı. O silahın korkusundan değil ama senin efendiliğinden ve kibar bir vatansever olduğundan bu direkleri sarmayacağım, senin ifadenle 50 bin lira dediğiniz katılım payı makbuzlarını alın, yarın Konya’da şato formdaki büroma muhtarla birlikte gelin görüşelim geç kalan elektriğinizi de getirelim. Bürom kalabalık olur, sakın dönüvermeyin, kapıcıya beni göreceğinizi söyleyin mutlaka görüşelim dedi ve benimle tokalaşıp görüşmek üzere deyip araçlarına binerek köyden ayrıldılar. Akşam Muhtar Mehmet Ertüzün amcaya (merhum) anlattım durumu, çok memnun oldu ve hemen ertesi gün elektrikle ilgili evrakları alıp Konya’nın yolunu tuttuk. Şato Form’daki Köy Elektrifikasyonu 15. Bölge Müdürlüğü’ne vardık. Hakikaten çok kalabalık, ana baba günü, kapıcıya randevumuz olduğunu söyledik bizi içeri aldı. Muhtarla beraber dünkü o sevecen aynı zamanda hoş sohbet müdürün yanında idik. Müdür kısa hoş beşten sonra “Muhtar seni bilmem ama köyüne ve vatanına çok hizmet hevesi olan, akıllı ve becerikli bir kâtibin var, buna iyi sahip ol” diyerek beni utandırdı. Muhtar da “O benim sağ kolum ben onsuz yapamam müdürüm bu hizmete birlikte talip olduk. Orası bizim köyümüz bundan hiç bir zaman rahatsızlık duymadık ve duymayız da. Şu para yatırdığımız makbuz ve evraklarımız Müdürüm, tam 50 bin lira yatırdık tamam mı?” dedi. “Tamam, muhtarım da sizin köyünüz hizmete yardımcı olmuyor, size müteahhit gelmiyor, insanınız çalışmıyor nasıl olacak?” deyince rahmetli Zeybek Mehmet Muhtar “Sen heç korkma müdürüm ben o köylüleri döve döve çalıştıracağım. Ve bu elektriği de yakacağım evvel Allah, sonra sizin sayenizde yeter ki sen bana ekip gönder” dedi. İlginç bir tesadüftür, ben de yıllar sonra köyde bu kurumun ileri gelenleri ile sağladığım bu köklü dostluklar sayesinde bu elektrik kurumunda işçi olarak girip çalışıp oradan da emekli oldum. (Ama Birol Adalı Beyi bir daha hiç görmedim.)

“Tamam, muhtarım o zaman önümüz kışa gidiyor, bu sene yer etüdünü yapalım. Bahara erkenden ekip verelim bu iş tamamlayalım olur mu?” dedi. “Tamam müdürüm” dedik ayrıldık. Ertesi gün bir kontrol mühendisi ve bir Tır ile bir vinç beton direkle köyümüze geldi. O kışa kadar hatta kışta dâhil çok çalışıldı, köy içi ve geliş hattı direk yerleri tespit edildi. Baharla birlikte işe başlandı ama bizim de bu arada Birol Bey ve başka mühendis beyler ile diyalogumuz hiç aksamadan sürdü.

Daha evvel para verecekleri direk çukurlarını hem geliş hattı hem de köy içi o taşları oyarak kazarak bedava işçiliğini yaptık, kazdığımız çukurların delici aletlerini bile biz bileyledik demircide. O sene elektriğimiz verildi. Yandı köy, ışıl ışıl oldu, o muhalif olan adama vardım, yahu S. amca “Şu köyün haline bak. Her yer ışıl ışıl, gaz kokusu yok, yağ pisliği yok, idare yok, fener yok, lambaya gaz dökmek yok, neden bu köylüyü böyle kandırdınız da bu hizmeti 5 sene geciktirdin bu sana ne kazandırdı” dedim,  

Bana şunu söyledi: Oğlum yapılan işler çok iyi amma ben muhalefetim. Ben Halk Partili’yim. Bu hizmeti başka parti bu köye getiriyordu, ben muhalif oldum. Muhalefet böyledir, iyiye de kötüye de muhalefet edersin, ne yapalım kanmasaydı akılsız köylüler kabahat benim mi? O kafasızların kabahatidir, onların aklına şaşarım. Pes vallahi bu kadar hizmet vermemize karşın insanlarda bunun karşılığında bir teşekkür bile görememenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Allah Rahmet eylesin Muhtar Mehmet Ertüzün, köyde bilinen namı ile zeybek Mehmet’in köyümüze çok yararlı hizmetleri oldu. Benim de bu yazımı yazmama sebep şu oldu. Yattığı yer nur olsun. Diğer gelmiş geçmiş köyümüze hizmetler vermiş dünyadan göçmüş muhtarlarımıza ve emek vermiş olan herkese ölenlere Allah’tan rahmet sağ olanlara da sıhhat ve afiyetler diliyorum.

Saygılarımla 


   
Beğendim... (256)

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Mathguard güvenlik sorusu:
IAF         13H      
  W    L    S 8   H82
ECH   MMX   CJ3      
  W    X      7   S5G
R5J         AMX      
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.9 © 2007-2020 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Advertisement