Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa
Konya Akbulut gibisini görmedi Yazdır E-posta
 

Okunma Sayısı : 1051


Yıl 1996 Mayıs ayının 20’si falan idi. O yıllarda Konya Gençlik ve Spor İl Müdürü hemşerim ve akrabam olan Sayın Necati Yeğenoğlu telefon açıp hal hatır sorduktan sonra şöyle dedi:
Abi bu pazar köyümüz Gökyurt’ta Alisumas dağına yürüyüş yapacağız (Alisumas dağı köyümüzün tarihine ışık tutacak saray kilise gibi kalıntılara ve tarihi eserlere sahip bir efsane dağ) Sayın Valimiz Ziyaeeddin Akbulut ve diğer Konya idaresindeki birçok şahıs da gelecek vali beyimize bir şiir yazda orada oku… Bunu da valimize ilettik köyümüzün bir şairi var bakalım size o gün neler yazacak dedik… “Aman bizi mahcup etme diye” de sıkıladı..
Bu şairlik ve şiir yazma o kadar enteresan bir olgu ki istediğin anda şiir yazamazsın, bu iş bakkaldan ekmek alıvermeye benzemez. O Vali’ye şiir yazabilmek için gece gündüz uğraşıyorum bir türlü ayak bulamadım, yazamadım, uykularım kaçtı rahatsız oldum. Necati müdür iki de bir arayıp ne yaptın abi diye sormaz mı? Yazamadım Necati Bey, neden abi yahu bu kadar zor mu iki söz yazmak… Peki kolaysa sen yaz. Ama ben şair değilim ki filan gibi kinayeli de sözler ediveriyor.
Artık sona gelindi sabahına köye gidilecek gece saat üç oldu ben hala ayaktayım. Olmadı vücudum ağırlaştı ve nihayet yattım olmaz ise ne yapayım yazamadım der geçerim dedim.
Sanırım o düş ile yatınca uykumun arasında aklıma bir dörtlük takıldı. Bu valimiz Konya’ya şanlı Urfa’dan gelmişti.aklıma dizileni hemen uykudan kalkıp kaleme aldım.
Sayın valim geldi Şanlıurfa’dan
Çalışıyor dinlenmeden durmadan
Merakımdan yapamadım sormadan
Vali beyim memnun musun Konya’dan?
Ayak bulunmuştu arkası gelirdi artık ve devam ettim 8-10 tane dörtlük yazıverdim siyah kalem ile basit bir kağıda döktüğüm şiirle köye vardık sabah erkenden. Dağcılar başlarında Recai Kıcıkoğlu abi olmak üzere bizden daha evvel varmışlar. O yıllarda şiir yazıyorum ama medyada hiç görünmedim tv programlarına telefonlarla katılıyorum bazen hemen yanıma Recai abi sokuldu bir şeyler yazaydın İsmail Bey çok hoş olacaktı. Yazdım diyemedim belki olmamıştır beğenilmez diye. Neyse bizim daha önceleri köyde yaşarken eşeklerle çıkamadığımız dağlara devlet güçleri dozerlerle yollar yapmış tam 60 otobüs dolusu insan Alisumas’a çıkıyor hayretler içinde bir düşünce ile vardım Ayı Mekesi denilen bir düzlüğe araba garajı yapmışlar benim endişem boşaymış hani derler ya minareyi çalan kılıfını hazırla diye kılıf hazırmış.
Yumru taş ve su çıktığı dediğimiz yeşil otlarını biçip hayvan yiyeceği için kullandığımız çayırlarımıza büyük büyük çadırlar kurulmuş. Bazlamalar gözlemeler etler ayranlar kolalar neler neler efendim canınız ummasın aklınıza ne gelirse var güzel bir organizasyon. Birçok bürokratın katıldığı dağcılık yürüyüşünün onur konukları şüphesiz. Vali Ziyaeddin Akbulut ile yardımcısı kulakları çınlasın Mehmet Fahri Can var.
Ufak bir kahvaltıdan sonra geniş bir çayırlıkta halk ve izciler çoluk çocuk toplandı iki basamaklı bir kürsü kondu ses cihazları ayarlandı istiklal marşı ve konuşmalar yapılıp Alisumas dağına tırmanılacak. Necati müdür yanıma yaklaşıp yok mu bir şey dedi var kabilinden kafamı eğdim ama olursa bir şeyler yazdı dedim. Olsun yahu yeter diyordu şiirin mahiyetini bilmeden. İstiklal marşından sonra sunuculuğu kendisi aldı sayın müdür Necati ve şöyle dedi. Köyümüzün şairi İsmail desteli bakalım bu çok gezdiği dağlarda vali beyimize neler diyecek dedi ve beni iki basamaklı kürsüye asıldı. Ayaklarım titriyordu. Kürsüye çıktım geri indim kürsünün yanına durdum başıma bir güneşlikli şapka taktım suratım hiç görünmüyor. O basit kağıdı çıkardım cebimden başladım okumaya, sanrım 2000 kişi vardı dinleyen hiç kekelemeden okudum ilk dörtlük
Vali beyim memnun musun Konya’dan?
deyince bir alkış tufanı koptu baktım vali bey halkın coşkusunu elleri ile işaret ederek durdurdu bana doğru koşaraka geliyor. Ben hah dedim hapı yuttun İsmail vali seni tokatlayacak dedim. Ama korktuğum olmadı elimdeki kağıda baktı karışık yazılara baktı bir de yüzüme baktı “yahu arkadaş ne kadar güzel yazmışsın diline sağlık hoş bulduk, eğer Konya Konyalı benden memnun ise ben de onlardan çok memnunum” dedi beni öptü ve devam et dedi. Şiirin devamını okuduk yürüyüşe geçtik vali bey benim o köylü olduğumu öğrenince, beni yanına çağırdı “sen kılavuz ol şair bey” dedi. Olur dedik ilk molayı dağın güneyindeki kiliyse 200 metre kala verdik bir daha yürüdük kiliseye vardık eski den nasıl olduğunu ve çok yıpranmış hale geldiğini bu tarihi kilisenin anlattıktan sonra dağın zirvesindeki saray kalıntısına doğru yürüdük. Buralarda 700. yıllardan sonra Anadolu’ya Hz Ali tarafından Arap akınları başlatılınca köyden kaçıp buraya bu sarayı yaptırmış çok zengin olan yörenin kralı ve dağa “Ali gelemez” manasına gelen Alisumas adını vermiş. Zirveye çıktık zirvede 15-20 dekar kadar bir düzlük var buradaki saray kalıntısı çok görkemli çevrede her tarafa hakim bir tepe doğuya bakan yani köy tarafına bakan yerde bir giriş kapısı var ki bu kapı sütunları üzerine konmuş taşın altından bu gün bile bir büyük kamyon girebilir. Bu dağın zirvesinde su yoktur sanırım. Burada su işini karları toplayarak şimdi halen varlıklarını koruyan içleri çini boya ile boyanmış kuyularda saklıyorlar olabilir diye düşünüyorum. Aslında suda var ama zirveye biraz uzak, kuzeye doğru inilirken zirveden 2-3 yüz metre aşağıda kayalıkların arsında bir su var çok güçlü akıntısı olmasına rağmen dışarı yüzeye çıkması mümkün değil bu suyu bir teke bulduğu için adına teke pınar denmiş. Vali önce bu dağların zirvesinde iyi sesi olan birisi bir ezan okusun da dinleyelim dedi yine beni işaret ettiler kendisine spor il müdürlüğünden Avni abi vardı o okudu bir kuble ezan… Vali bey daha iyi bir ses diyordu. Bu sefer ben başladım okumaya ezanı bitirdim tebrik etti valim ve dinlerken çok duygulandığını ifade etti ve su meselesine gelince ben teke pınarı efsanesini dile getirdim anlat dedi.
Tekepınarının hikayesi
Yıllar önce imiş bu dağlarda sürüsünü otlatan bir çoban varmış. Bir taşın başına oturur önünden geçen sürüsünü gözetlermiş bakar ki bir teke var her gün çenesinin altındaki sakalı ıslak gelir ve merak eder bu susuz dağda bu teke suyu nerden buluyor diye günlerce peşinde dolanır su yüzeyden 4-5 metre daha içerde kayaların arasında olunca çoban bir türlü ihtimal veremez ve suyu bulamaz. Tekenin sürekli kaybolduğu yere yakın bir yere oturur. Şöyle yan gelip yatar ve tekeyi takibe başlar. Bu arada inceden bir su şıkırtısı kulağına gelir ve tekeyi iyice gözetler ev teke gözden kaybolunca peşine düşer ve girdiği kayalıkların arasına çobanda girer bir bakar ki su sesi oradan geliyor bazı taşları kırmak suretiyle çobanda suyun olduğu yere ulaşır. Ve bundan sonar o suyun adı teke pınarı olarak kalır bilmeyen bu suyu asla bulamaz tesadüfi bulunacak bir yer değil.
Bu dağın tam batı zirvesine yakın bir yerinde bir kaynak pınar daha var onun adı da yılan pınarı bu pınarın dağın zirvesinden süzülüp gelen bir kaynak suyu olduğu belli bazı kurak seneler kuruduğunu görürdüm ama insanı susuz bırakmaz yine içecek kadar su bulunur.
Neden yılan pınarı?
Bir yaz günün sıcağında bir avcı bu dağda (Alisumas)avlanmaktadır. Bir yılan çıkar karşısına ve avcıya dikkatle bakar avcı aslında yılanı öldürmeye kararlıdır ama onun masum ve dikkatli bakışından etkilenir hadi yılan seni acıdım ve canını bağışladım çünkü çok susadım onun için aşağıdaki suya inmem lazım der. O yılanı her halükarda öldürebilir çünkü elinde silahı vardır ona silahını patlattığı zaman yılanın kurtuluş şansı yoktur. Yılanda manyetik bir çekim gücümü var ne ise ona atılan saçma ve kurşun mutlaka isabet ediyor ve ölüyor. Neyse yılan avcıyı yan gözle takip ederek yanından ayrılıyor. Biraz sonra yine yanına gelip avcıya bakmaya başlıyor. Avcı bu durumdan şüphelenip ayağa kalkınca yılan sanki beni takip et dercesine buna bakarak ilerliyor. Avcıda peşinden gidiyor ve yılan avcıyı bu kaynak pınarın yanına getirip gözden kayboluyor. Ondan sonra bu pınarın adı yılan pınarı kalıyor. Köylüler buranın su tutma hacim yerini biraz daha düzenleyip suyun daha fazla birikip daha çok kurt kuş ve insanın faydalanmasına vesile oluyorlar. Buda yılan pınarı efsanesi
Vali bey ile samimiyetimiz artıyor
Dağdan inişe geçtik aşağı doğru artık bu güzel ayrıntılı bilgilerden sonra sayın valimiz bana daha çok ilgi göstermeye başladı. Ve şair bey yanıma gel şair bey şurası ne idi falan derken ben başladım bu tevazulu davranıştan ve vali beyin iltifatından sıkılmaya ve çayırlıklara indiğimizde valinin yanına yaklaşıp usulca şöyle dedim.
Efendim bana bu kadar ilgi göstermeyin ben şair değil aciz bir adamım ben bu dağlarda çok çobanlık yaptım buranın her taşında ayak izlerim vardır sizin bu güzel ilginizden utanıyorum teşekkür ederim deyince. Vali bey “Olsun daha iyi ya İsmail Bey herkes çobandır ve güttüğü sürüsünden mesuldür biz de çobanız herkesin yaptığı bir işi vardır. Peygamber efendimiz de çobanım derdi. Çobanlık çok iyi bir meslektir herkesin yapabileceği bir iş vardır bu da Allah vergisidir. Ben de iki üniversite bitirdim devlet işlerini yönetirim ama bir dörtlük şiir yaz deseler yazamam bu size yani şairlere has özel bir şey onun için mütevazi olma ben bu işi biliyorum de kendine güven güvenmek bir işi becermenin yarısıdır” dedi.
Yemekler yendi. Ayranlar içildi sayın valimiz yanına vali yardımcısı Mehmet fahri can beyi de alıp bana işaret etti bizi şu dağlarda biraz gezdir bildiğin efsanelerden de anlat dedi. Hem gezdik hem konuştuk. Ayrılık vakti gelmişti bizle bu dağlarda akşama kadar kalıp hasret köylülerimle giderecektik vali beyim ise artık makamına veya başka bir köy gezisine katılacaktı. Bana “İsmail Bey sizi çok sevdim ağzınıza sağlık artık sık sık makamıma beklerim bu şiiri de bana getirirsen memnun olurum” dedi. “Olmaz gelemem” dedim. Neden? “Efendim bizi oralara kim sokar sizin duvarınız kalın olur biz o duvarları aşamayız” dedim. Yardımcısına dönerek “Gördün mü? Bunlar çok muammalı konuşurlar bu sözün altında ne var kim bilir bunu bir açtıralım” dedi. Ve bana “Ne demek bu duvarınız kalın olur şair bey?”diye sordu. “Efendim duvar kalınlığı derken çevrenizden söz ettim yoksa her duvar 20-30 veya 50 cm olur mesele duvar değil korumalarınızdır. Efendim biz varacağız vali beyle görüşeceğiz diyeceğiz, kapıda. Kimsin sen. Ben şair İsmail Desteli. Hadi len senden şair olsa ne olur der adam bizi bir kaktırır merdivenlerden uçarız alimallah yok efendim yok biz haddimizi biliriz böyle bir yerlerde görüşürsek olur yoksa öbür iş bize uzak” dedim.
“Hayır uzak değil benim kapım herkese açıktır. Sen gel ben şair İsmail Detseli’yim vali bey ile görüşeceğim de eğer seni hadi len diye kaktırırlarsa ben de onları kaktırırım Kars’a kadar giderler” dedi. Ve bu sözü beni çok duygulandırdı kendisi de yardımcısı Mehmet Fahri Can beye “Gördün mü kinayeyi? Bunlar çok akıllı insanlar. Hemen anında lafı gediğine koyuverirler” dedi.
Vali beyin dediği de çıktı benim dediğim de.
Aradan kısa zaman geçti bir gün çok çekinmem rağmen valiliğe gitmeye kara verdim.
Ve gittim utanarak sıkılarak polis kontrolünden sonra merdivenleri. Çıkıp vali beyin odasının önünde durdum. Kapıcı kimsin nesin ne arıyorsun dedi? Dilim sürçtü adeta çekinerek ben şairim vali beyim bir gel demişti de onu için ziyaret geldim derken. Adam yüzüme sertçe baktı karşıdaki sandalyeyi işaret edip şurada otur bekle valinin iş var eğer kabul ederse görüştürürüz dedi. Sessizce sandalyeye tünedim. Bir ara bir baktım insanlarda bir hareketlenme oldu baktım o güler yüzlü insan birkaç kişi ile odasından çıktı belikli onları uğurluyordu ve geçerken bana bir dakika şairim geliyorum çok mu bekledin dedi?
Neredende dedi demez olaydı. Bir baktım benim ayaklarım yerden kesildi ve korumalar özel kalem müdürü ve oradaki görevliler bana abi içeri buyur ne içersin kolamı çay mı kahvemi? Ben istemem dedikçe olmaz diye ısrar ediyorlardı ve hemen kola söyledim mi bilmem kola geldi. Vali beyimde geldi ve beni muhabbetle kucakladı. Hoş beş ettik muhabbet çok koyu idi hemen ardından çay geldi. Ve dedim ki ya vali beyim işte böyle ye kürküm ye dedim. Güldü ne demek istiyorsun şairim? Efendim hakikaten seni çok seviyorlar bana geldiğimde o kadar ilgi yoktu ama Allah var kolumdan da kaktırmadılar ama şimdi çok iltifat ediyorlar da merhum hocanın fıkrasını hatırladım dedim güldü. Uzun sohbetten sonra ayrıldık ve ondan sonra valilik makamından Refah Yol mağduru olarak Erbakan ın seçim otobüsüne çıktı diye Anasol m hükümeti tarafından valilikten merkeze alındı. Ama onun gönlü ülkeye hizmet aşkı dolu olduğu için başka girişimlerde bulundu ve girişimlerinde başarılıda oldu. Olması lazımdı çünkü o çok sevecen ve kalbi çok temiz bir insandı.
Bundan sonra bu güzel ve alçak gönüllü sevecen insan ile muhabbetimiz sürdü şimdi Allah selamet versin AKP Tekirdağ milletvekilimiz ayrıca 59 hükümette içişleri komisyon başkanı idi belki ayni görevi devam ediyordur. Halen daha eski muhabbetimiz ve dostluğumuz özel mesajlar ve telefon görüşmeleri ile devam ediyor. Allah selamet versin Allah yolunu açık etsin ülke aşığı bir vekilimiz dir kendisine saygılar sunuyor hizmetlerinin devamını diliyorum bu haturamı yazdım ki okurlarımda faydalansın ve bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı nasıl olurdu bu örf ve adetlerimiz saygı sevgi çerçevesinde devam ettirsinler. Ziyaeddin beyin vekil seçildiği gün kendisine telefon mesajı ile yazdığım dörtlük. Sayın vekilim.oyların pürçekleşti/ seçmenler erkekleşti/ gözün aydın Ziyaeddin bey/ düşlerin gerçekleşti. Demiştim hemen karşılığında teşekkürü de almıştım. Sayın Valimize(şimdi milletvekili) yazdığım o günkü şiiri buraya yazayım artık değil mi.
1996’DA KONYA VALİSİNİN GÖKYURT’A GELİŞİ

Sayın Vali’m geldi Şanlıurfa’dan,
Çalışıyor dinlenmeden durmadan,
Merakımdan yapamadım sormadan,
Vali beyim memnun musun Konya’dan?

Devamlılık daim olur devlette,
Yekvücuttur Türk ulusu milletçe,
Sayın Valim eşiniz ile birlikte,
Hoş geldiniz hoş geldiniz Gökyurt’a

Bütün zevat ile daim uyum içinde,
Çalışkandır koşar hizmet peşinde,
Vücudu dinamiktir kırk-kırk beşinde,
Hoş geldiniz Sayın Vali’m Gökyurt’a

İlçe kasabada bazı köylerde,
Ufku geniş gezer yüce dağlarda,
Issız ovalarda ve tozlu yollarda,
Bu dağlara hoş geldiniz Alisumas’a

Teşekkürler Gökyurt’ludan sizlere,
Vali Beyimize’ daire müdürlerine,
Hizmet vermek için bu köylere gelene,
Minnettarız hoş geldiniz Gökyurt’a

Şair İsmail de çok sever hizmeti,
Hizmete layıktır bu Türk milleti,
Milletin efendisi bilinen köylüleri,
Görmek için hoş geldiniz Gökyurt’a
30/05/1996
Köy - Alisumas 


   
Beğendim... (193)

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Mathguard güvenlik sorusu:
EFX         WJP      
3 7    R      F   M1M
6 2   DFD   7TX      
5 H    A    6     LI3
AH6         NU5      
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.9 © 2007-2020 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Advertisement