Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa
Ali sumasta kar fırtınası Yazdır E-posta
 

Okunma Sayısı : 1541


Meşeler göğermiş, varsın göğersin ve kar yağıyor. Bu iki türkünün de mutlaka bir anlamı ve çıkış şekli var. Ben bunu hikâye edecek değilim ama bundan 55 yıl kadar önce de çok söylenen bu türküler kışa has türkü olduğu için bu mevsimlerde daha çok söylenirdi. Meşeler kış günü öyle göğerir ki ağaçların kuzeye bakan taraflarında bir göğerti ve kır sakal gibi püsküller çıkar. Onun için bu belirtiler yön tayininde bile etkili olurlar. Ama öbür türküde de oğlanın ‘Eğer annen seni bana vermezse yemin ettim keseceğim yolunu’ da Türk erkeğinin sevdi mi sapına kadar sevdiğinin bir göstergesidir. Yoksa kimse denizin ortasında kazan kalaylamazdı. Hadi bakalım hikâyemizde neler okuyacağız eskilerden.

 

Kar yağıyor yağıyor habamı giyeceğim
Sakallıya varıp da dede mi diyeceğim

Oğlan mayilem oğlan sözüne de kayilem oğlan
Enişte bana hışşşt demiş yalan aslanım yalan

 

Böyle diyordu merhum çoban Mustafa Korucu (Şerife’nin Mustafa derlerdi ona. Anasının adı Şerife’ymiş.) Ağılın çobansalığında sırt üstü yatmış, dışarıda kar, tipi ve fırtınadan göz gözü görmüyor ama o sevdiği kızın hayali ile dışa bakan çobansalığın ufacık sabit penceresinde kar fırtınasını seyrettikçe yukarıdaki türküyü mırıldanıyordu.

 

Sabah uykudan kar yağarken uyanmak, bizim yaşlarda olanlar, yani 50 yaş üstü, hayatı dolu dolu yaşamış insanları, ta gerilere götürüp o eski kışları, yaşanmış hatıraları, yoksulluğu, ayakkabısızlığı, elbisesizliği, hatta bazılarımıza göre açlığı hatırlatır. Bunları düşüncesinden çıkarıp yaşamın bütün zorlukları karşısında gülmeyi eğlenmeyi bilebilen, geleceğe ümitle bakarak türkü çığırmaya devam edebilen bir çobanın ve Türk köylüsünün hatıralarını bir yaz deyiveriyor kalemim.

 

Bundan tam 50 yıl, yani yarım asır önceydi. Bahar aylarına yakın bir zaman. Kış ağıllarında yatmakta olan bizim akrabamız bir çoban Mustafa babam rahmetliye haber göndermiş. Osman emmime söyleyin benim sürünün içinde onların eninden (malların kulağındaki işaret) bir keçi var nereden karıştı bilmiyorum. Eğer kayıp keçileri varsa bir çocuk göndersin veya kendisi ya da yengem gelsin keçiyi götürsün sanırım keçi kuzuladı diye. Evet, bir kayıp keçimiz vardı. Babam merhum ablam ile bana kuzum Kestel ağıllarında Şerife’nin Mustafa’nın güttüğü sürünün içinde bir keçimiz varmış gidip alıp getirebilir misiniz dedi. Çok sevindik malımızın bulunduğuna ve ertesi sabah erkenden ablam merhum ile yola çıktık. Adı geçen yer köye 4-5 km vardı. Yola çıktık bizim gibi bir kadın daha var yolda. Yanına vardığımızda şerif yenge olduğunu gördük, nereye yenge diye sorduk. Kadın Kestel ağıllarında bir koyunumuz yavrulamış, haber göndermiş Mustafa, onu almaya gidiyorum kuzum dedi. Oh dedik, arkadaş bulduk, biz de oraya gidiyoruz ve yola devam ettik. Koyun ile keçiyi getirmek de kolay olacaktı, sürüden ayırması da.

 

Ortalı çok bulanık, ama yağış yoktu. Adı geçen yere süratle yaklaşmaktaydık. Şerif yenge tecrübeli, aman kuzum ortalık bozuyor, yağmadan ağıla ulaşalım diyordu. Ama daha ağıla varmadan ortalık değişti, dağlar hırçınlaşmaya başladı. Bir tipi, bir fırtına, bir boran başladı ki sormayın. Kar lapa lapa yağıyor. Aman Allah’ım göz gözü görmüyordu. Tipi yerden aldığını göğe, gökten aldığını yere savuruyor, elimiz ayağımız, vücudumuz tir tir titriyordu.

 

Zorlukla ağılların civarına yaklaştık. Ama sürülerin ve ağılların koruyucuları köpekler 5–6 tane birden acımasızca üzerimize saldırıyor biz ise kendimizi savunamıyorduk bu azgın dev gibi köpeklere karşı. Kendimizi zor korurken ağılda yatmakta olan çobana da sesimizi duyuramıyorduk. Yanımızda iyi ki tecrübeli Şerif yenge vardı da bize aman çocuklar yere çökün ve hareket etmeyin yoksa bu köpekler bizi ısırıp parçalayacak dedi. Ve yere çöktük onlar da saldırmayı bıraktılar. Bu arada ilginç bir durum oldu yakınlarda bulunan bir başka ağıla birkaç tane kurt saldırmış. Hani derler ya kurt bulanık havayı sever diye, bu ata sözüne uygun iş meydana gelince o ağılın köpekleri kurtları kovuyor ve durmadan şiddetle havlıyordu ki bize saldıran köpekler de kurtların kokusunu alınca bizi bırakıp o köpeklere yardım için havlayarak koşup gittiler. Şerif yenge bu fırsatta hemen bana dönüp hadi Ismayıl koş çobana geldiğimizi haber ver, burada donacağız kuzum dedi. Ağıla koştum ağılın giriş kapısı yanında bulunan çobansalık adı verilen çoban evinin dışa bakan ufak camından çobana seslendim ama sesimi duyuramadım. bizim  çoban Mustafa nasıl olsa karda sürü otlatılmaz diye sırt üstü yatmış sanırım köyde sevdiği kızı aklına getirmiş onun hayali ile.

 

 

 

Kar yağıyor yağıyor habamı giyeceğim
Sakallıya varıp da dede mi diyeceğim

Oğlan mayilem oğlan sözüne de kayilem oğlan
Ablam bana hışşşşt demiş yalan aslanım yalan

Denizin ortasında kalayladım kazanı
Bir güzelin yüzünden yedim ıramazanı

 

Bu türküyü köydeki sevdiği kızı babası bir zengin ihtiyar adama verecekmiş diye duymuş, ondan çığırıyor dertli dertli türküyü beni hiç duymuyordu arada birde.

 

Ben hemen çobansalığın damına çıkıp zıplamaya başlayınca Mustafa ağa dıları fırladı. Çobanın dışarıda olan bitenden haberi yoktu ama köpeklerin uzaklarda havlaması kurt tehlikesini belli ediyor diye hemen işin vahametini kavradı. Hemen ağıldaki sürüsünü bir gözden geçirdi zayiat yoktu. Ve ağılın çevresini şöyle bir dolandı. Hemen Şerif yengenin ellerini öptü ve sağ olun şerif yenge eğer siz olmasaymışsınız kurtlar benim sürüye saldıracaklarmış sizin sesinizden kaçıp başka ağıla saldırmışlar dedi ve durumu o başka ağıların çobanı ile görüşünce daha iyi anlıyorduk. Çünkü aç kurtlar diğer ağıldan tam yetmiş tane koyunu parçalamışlardı. Hayli bir zaman sonra köpekler döndüler ama her tarafları kan revan içinde idi bu kurtlarla çok boğuştuklarının bir göstergesi idi. Diğer ağılın çobanından köpeklerin iki kurdu parçaladığı ama kendilerinden de çok yara almış köpek olduğunu öğrendik. Merhum Şerif yenge ile merhum ablam çobansalıkta meşe odunlarını yakarak ısınırken biz çoban Mustafa ağa ile kurtlarla köpeklerin boğuştuğu körpe taş boğazına doğru gittik. Ben hem korkuyor hem de heyecanlanıyor kurtları merak ediyordum. Şerif yengenin ve ablamın gitme Ismaylım korkarsın demesine aldırmadan gittim kurtların yanına vardığımızda bir ölmüş bir daha  yaşıyor ama her yeri kan içinde sanırım belide kırıktı kalkamıyordu. Ellerinde uzun değnekler ile rahatsız eden çobanlara dişlerini göstererek ısırıyor ve o kocaman ağzının korkusunu adeta bize gösteriyordu.

 

Mustafa ağa kurtların hışmından sürüsünün kurtuluşuna seviniyor ve bize bekleyin bizim azıkçı gelecek köyden merkeple onunla gidersiniz diyordu.(Her gün köyden bir kişi çobana ve köpeklere yiyecek getirir ve sürünün ahvalinden haberdar olurlardı sürü sahipleri.) Biz Mustafa ağam ile Şerif yengenin koyununu ve yeni yavrusunu tuttuk çobansalığa sıcak yere getirdik ama bizim keçiyi bir türlü bulamıyorduk ağılın içinde ikimiz gezerken ağa demin çobansalıkta çığırdığın türküyü bir daha çığır yahu diyordum çoban Mustafa hem utanıyor hem de bana sonra çığırırım gardaşlık şimdi söyleyemem karılardan utanırım diyordu.

 

Koyunlara ot vermek için ağıla gittik kadınlar çobansalıkta kaldı Mustafa ağa usul usul mırıldanmaya başladı. Bana gardaşlık bu karlar sepenler yağdımı bol bereketli bahar olur diyordu çaylardan baharın sular coşar akar dereler çaylar her yerler suya doyar derken, başladı

 

 

 

Su sızıyor sızı yor taşların arasından
Eğil eğil öpeyim gaşların arasından

Oğlan mayilem hele sözüne de gayilem hele
Enişte bana hışşt demiş yalan aslanım yalan

 

Ben soruyom ablan enişten niye sana hışt demiş? Bilmem gardaşlık bu türkü böyle söyleniyo işte, sonradan eşi olan merhum Fadimana ablayı da hiç dilinden düşürmüyor laf arasında bana soruyor fadimana ablanı görüyonmu köyde. Evet, nasıl çok eyi. Kadınlar ve kızlar o zamanlar köy çeşmesinden testi doldurup evlerin e su taşırlar  köy çeşmesi bizim evin tam karşısında onun için ben mahallenin bütün kadın ve kızlarını görme şansına sahibim ben birazda abartıyom Fadimana ablanın çalışmasını ağa vallahi Fadimana ablam hep iki testi ile geliyor çeşmeye çok hamarat çalışkan testileri birbirine çatıveriyor su taşırken deyince Mustafa keyfe geliyor çalışkandır ooo diye söyleniyor ve içini şöyyyle çekiyor. Ben Mustafa ağa bu çaylardan akan sular nereye gider? Denizlere bu kadar suyu nasıl alır denizler çok mu büyük? Büyük ya ben Zonguldak devrekte yaptım eskerliğimi orda gördüm ucu bucağı görünmez denizlerin. Ağa denizin ortasında nasıl galaylıyorlar gazanı? Cevabını almadan ben üşüdüm Mustafa ağa hadi çobansalığa gidelim dedim geldik. Koyun bulundu bizim keçi yoktu. Tekrar ağılın içine giden Mustafa ağa koşarak geldi bana müjdemi isterim gardaşlık sizin keçide yavrulamış ağılın gözünde(kapalı yer)  ben hemen keçinin yanına doğru gittim bize biraz bana  alışan ve kurt kovmaktan yorulan köpeklerde artık seslenmiyordu bize keçinin yanından oğlağı tuttum sıcak yere doğru gelirken keçide ardım dam meleyerek geliyor ve yeni doğmuş yavrusunu hem yalıyor hem de emzirmeye çalışıyordu. Bu arada azıkçı henüz gelmemiş ağılda yatmakta olan davarlardan keçiler ağıldan çıkıp şöyle biraz ağılın çevresinde çok bulunan yaş meşe çalısından biraz yemek istiyorlardı. Bunu bilen Mustafa ağam hemen eline bir tahra (kesici alet) alarak ağılın kenarında bulunman meşe ağaçlarından birkaç dalı keserek yere indiriverdi. Meşe dalları yere düştükçe çoban Mustafa keyfe geldi ve yine bir türkü tutturuverdi.

 

 

 

Meşeler göğermiş varsın göğersin
Ah meşeler göğermiş varsın göğersin
Söyleyin soysuza durmasın gelsin Anam vay gelsin

Varmasın kötüye asılsın ölsün
Varmasın kötüye asılsın ölsün
Kötü adamın var ömrünü yok eder gelin yok eder.

Ben bilemedim yaylanızın yolunu
Saçım uzun bağlasınlar kolumu aman kolumu
Eğer anan seni bana vermezse
Yemin ettim keseceğim yolunu aman yolunu

Bahçenize biber ektim biterse
Benim vadem senden evvel yeterse Aman yeterse
Kapınızın önünden salım geçerse
Atıver çemberini salımın üstüne aman üstüne

 

dedi, bitirdi gülerek nasıl güzel mi türkü gardaşlık dedi bana? Ben çok güzel Mustafa ağa sen nerden belleyon bu türküleri deyince sanki utanarak işte belleyom bi yerlerden beee dedi

 

Bu arada azıkçı Zeynep ablada gelmişti çünkü çobansalıktan sesler geliyordu. Biraz çoban ile ağanın hanımı Zeynep abla konuştular ağa hanımı çobana talimatlar verdi çoban ağadan isteklerini yeniledi ve iş bitti dönüş zamanı gelmişti. Zeynep ablanın eşeği ve heybesi bizim işimize yaradı heybenin bir gözüne oğlağı bir gözüne de kuzuyu koyduk keçi ve koyunda ardımızdan meleyerek geliyorlardı.

 

Şerif yenge yolda gelirken ısmayıl Mustafa ağandan eyi türküler belledin mi dedi? Evet dedim haydi bize de çığırıver bakalım dedi hemen başladım
Kar yağıyor yağıyor habamı giyeceğim

Sakallıya varıp ta dedemi diyeceğim
Oğlan mayilem hele sözüne de kayilem hele

Vay kerata nasıl belleyiverdin hemencecik bir kere çığırmayla ülen diye bana da gülerek iltifat ediyordu şerif yenge merhum. Bu arada Mustafa ağamın kimseye söyleme dediği türkünün bir ikili deyişini de söyleyiverdim Şerif yengeden yüz bulunca

 

 

Delikanlı sarması Zemheri fırtınası
Sakallının sarması köpeğin osurması

 

Şaka da olsa ulen ciğerine ataş düşesi (barı serçesi ufakça olduğum için bana öyle derlerdi) bunlarımı çığır dedim ben sana diyerek hemen ardımdan bir yumruğu da yeyiverdim enseme kadınların arasında hiç hoş olmamıştı bu söz. Ama ben hemen gülerek kaçınca onlarda gülüştüler. Zaten ben onları, onlar da beni çok seviyorlardı, hoş gördüler.

 

O sevinçle köye geldik ve keçimiz yavrulamış baba deyince anam ve babamdan da hak ettiğimiz bir aferin öpücüğünü alıverdik. Adı geçenlerin hepsi de Allah’ın rahmetine kavuştular, hepsine Allah gani rahmet eylesin, yattıkları yer nur olsun 


   
Beğendim... (188)

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Mathguard güvenlik sorusu:
 Y          1        
NG     9    I 3   C1T
 6    N2G   SCT      
 A     W      2   932
Y7W           M      
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.9 © 2007-2020 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Advertisement