Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow Gezdik Gördük
Gezdik Gördük Yazdır E-posta
Baki  Kalan Bu Kubbede Bir Hoş Sadâ İmiş..
03-Ağustos-2009 Pazar günü, arkadaşım Ali Kadıoğlu ile, çocukları da alıp köyümüze pikniğe gittik. Gezdik, top oynadık, suda üstümüzü batırdık, yedik içtik, ziyaretimizi yaptık ve geri döndük.. Yaşadıklarımızdan geriye bu yazı kaldı. Onu da sizinle paylaştık.

Planımız, önce Keten Gölü'ne bir bakmaktı. Müsait ise orada, değilse başka bir yerde piknik yapacaktık. Sabah erken gitmenin faydalarını gördük. Bizden başka kimsecikler yoktu. Yerlerden yer beğendik, dereciğin kenarına söğütlerin altına kamp yerimizi kurduk.

ketengolu

Hemen kahvaltı hazırlıkları başladı. Çocuklar, akan çayda ilk üstünü ıslatma çalışmalarına koyulmuşlardı bile. Köy havasının verdiği zindelik ve kendi köyümüzde olmanın mutluluğu ile kahvaltılarımızı yaptık. Çocuklar oyuna daldılar. Bizde çaylarımızı yavaş yavaş yudumlamaya başladık.

Birkaç üst değişiminden sonra çocuklar sıkıldı. "Hadi gezelim baba" demeye başladılar. Hep duydukları, uzaktan görününce köye yaklaşıldığını anladığımız, meşhur Alısumas Dağı'na gitmek istiyorlardı. Oraya gitmenin çok zor olduğunu, 2-3 saatte anca çıkılabildiğini, çocuklarla çıkmanın daha da zor olduğunu söyledikse de dinletemedik. "O zaman gidebildiğimiz yere kadar gidelim" kararıyla yollara düştük. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik ve bir fotoğraf çektirelim dedik..

 
Cocuklarla yollarda



Yola çıkmadan evvel hazırladığımız kumanyalarımızın ve yanımıza aldığımız suyumuzun faydasını, sık sık verdiğimiz molalarda gördük. Anlattığımız hikayeler, manzaranın güzelliği, çocukların soruları ve verilen cevaplarla baya yol almışız. Bir fotoğraf daha çektirmenin zamanı gelmiş..

dağa yaklaşırken

Baba burda ayı olur mu?, Kurt bizi yer mi? Kertenkele gördüm çok büyüktü.. muhabbetlerinin arasında bir baktım suyumuz bitmek üzere.. Tüh! "Hadi biz idare ederiz de, çocuklar susuz ne yapacak?, bu kadar yol susuz nasıl bitecek?" endişeleri yeşermeye başlarken, bir şırıltı sesi içimizi ferahlattı. Uzaktan Müskümürt Pınarı tüm güzelliğiyle göründü. Çabuk koşan ilk sırayı kaptı. Bir fotoğraf da burdan.

Müskümürt

Yapan, yaptıran, sebep olan nur içinde yatsın.. Kana kana suyumuzu içtik, elimizi yüzümüz yıkadık, mataramızı doldurduk. Yola devam kararı çıktı, yola koyulduk..

Alısumas'ın eteklerine geldiğimizde, dökülmeler başladı. Hikaye ve masallar, ilginç sorular, yerini "Baba beni sırtına alır mısın?" türü yoklamalara bırakmaya başladı. Sinyaller daha da kötüleşmeden geri dönüş kararı aldık. Kafilenin yarısı buna karşı çıkıp, protesto etse de, "sırtına alacak" biz olduğumuzdan, hiç oralı olmadık. Dönüş yoluna koyulduk.

Bir Pazar gününü çoluk çocuğumuzla kendi köyümüzün topraklarında geçirmenin verdiği keyifle akşamı ettik. Akşam ezanından sonra, gök gürültüleri ve şimşekler arasında köyümüzü geride bıraktık. Köydekiler yağmamasını istiyorlardı. Saman yönünden sıkıntı olurmuş. İnşallah yağmamıştır.

Bizler erdik muradımıza, sizler çıkın kerevetine..

Hasan Erkan
Fazlı Alisinin oğlu



 

 

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement