Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa
Zeybekler Sülalesi Yazdır E-posta
 

Okunma Sayısı : 3393


Köy ceridesine (kayıt defteri) bakınca oradaki esamileri daha başka anılıyor, Elkaranlı oğulları diye kayıtlılar ama benim bildiğim ve herkesin bildiği köydeki isimleri Zeybekgil.

İsmail DETSELİ - 10 Haziran 2007


Köy yerlerinde herkesin böyle bir lakabı vardır.

Bunlara da Zeybekgil denirdi. Böyle anılırlardı köyümüzde. Aslında köy ceridesine (kayıt defteri) bakınca oradaki esamileri daha başka anılıyor, Elkaranlı oğulları diye kayıtlılar ama benim bildiğim ve herkesin bildiği köydeki isimleri Zeybekgil.

Bunların merhum dedeleri varmış, Zeybek Mustafa derlermiş. İzmir’de Yamanlar dağının bir tarafı veya tamamı onun ve kızanlarının (Baş efelerin yanında bulunan adamları) himayesinde imiş. Maiyetinde 60-70 tane efesi ile dağlarda efelik yaparmış. Bundan dolayı 1870’li yıllarda köye böyle zeybek elbiseleri ile gelince zeybekler olarak kalmış lakapları.

Zaten Gilissiralıların İzmir’de çalışmaları yani gurbetçilikleri çok eski zamanlara dayanırmış. Bu zeybek Mustafa efeyi bizim köyün gençlerinin çoğu İzmir’den tanıyorlarmış. Zeybek Mustafa amca yaşlılık dönemlerinde İzmir’den gelip köye yerleştikten sonra oğlu Hüseyin ölmüş, küçük oğlu Ali de Yemen’e askere gitmiş. Köyde bir güzel ev yaptıran Mustafa amca evin içini zamanın dülgerlerine gayet güzel bir ahşapla işletmiş. O yıllarda herkes aydınlatma aracı olarak bezir yağı gibi ilkel araçlardan faydalanırken, o gaz lambası kullanmış evinin işlemesi islenmesin kirlenmesin diye. Bu sülalenin Mustafa amcanın sonrası Yemen’de askerlik yapan oğlu Ali amcayı ve ondan olan çocuklarının hepsini tanıdım ben. Şimdi bunların efelikten gelen mert hareketlerinden bahsedip gelecek nesile sözlerin yerine getirilmesindeki olayları ve mertlikleri aktarmaya çalışacağım. Kimseye yalakalık falan yapıyor zannedilmesin sadece gençliğe geçmişi aktarıyorum.

Zeybek Mustafa’nın ilginç ama ilginç olduğu kadar da düşündürücü olan hareketlerinden bazılarını torunu merhum zeybek Mehmet’inden dinlediğim şekli ile anlatacağım. İzmir’de 2-3 bin metrekare daha da fazla olabilir bir çarşı vardı Alipaşa Çarşısı diye ben 1960 yılında İzmir e ilk vardığımda bu çarşı mevcut idi orta yerinde bir kapalı alan kenarlarında ahşaptan dükkanlar olan her tarafı paket taşları ile döşeli büyük açık alanlı kapalı alanlı bir çarşı id

Bu çarşı satılık edilmiş daha İzmir de efelik yapan zeybek Mustafa amcaya köylüler haber vermişler zeybek gel ali paşa çarşısı satılacakmış al şu çarşıyı derler. Ertesi gün çarşıyı gezen zeybek köylülerine sağ olun arkadaşlar ben bu çarşıyı almam der neden paran mı yetişmez eğer öyle ise yardımlaşalım diyen köylülere. Yokkk, param yeter orayı almaya ama yanarsa yaptıramam o zaman bana söverler çarşıyı yaptıramadı gidi derler onun için almam demiş ilginç değimli?

Köy yerlerinde o zamanlar damlarda çatı adet olamayınca toprak damlı evlerin üzeri yağmurda evin içine akmasın diye yuvak tabir edilen taştan büyük bir silindirle damlar yuvak lanır toprak sıkıştırılırdı yağışla çamurlaşan toprak yuvak’a yapışınca sıyırmak içinde bir kısa saplı bel kürek yanında bulunurdu insanların. Yine böyle yağmurlu bir günde merhum Mustafa amca evinin damını yuvaklarken iki Osmanlı zabiti evin karşındaki iğde ağacının altına dururlar. Ve Mustafa amcaya heyyy baksana muhtarın evi nerde diye sorarlar. Zaten yağmur yağdığından dan acele eden zeybek eliyle ileriyi işaret ederek muhtar odasını tarif eder. Ama bunu bir gurur meselesi yapan zabitler. Hiddetle gel ulan buraya sen nasıl bize elinle ev tarif edersin deyince zeybeğin kafası atar. Çünkü ona hiç ömründe hiç ulan diyen olmamış ve olamazmış. Bekleyin geldim der ama yaşı da geçkinmiş artık ama daha serde efelik var yanlarına varır ve ikisine de birer kürek vurur zaten gafil olup böyle çevik bir hareket beklemeyen zabitleri atlarından yere düşürür. Bir haylide hırpalar bunları ve kulaklarından tutar kaldırır sizin rütbeniz ne der? Biri mülazim evvel asteğmen biri mülazim sani üsteğmen derlermiş. (Yanlışlık olmasın bilmiyorum bana anlatılanları aktarıyorum) Ben sizin mensubu olduğunuz Osmanlıya canımı kurban ederim. Ama siz Osmanlıya layık askerler değilsiniz Osmanlının askeri böyle terbiyesiz olmaz der. Ve ben ulan değilim ulan sizin babalarınız der. Muhtar odasının yerini gösterir. Ve muhtara derki ben Osmanlının iki zabitini dövdüm eğer şikâyet ederlerde beni Osmanlı ararsa saklama beni tutuklat der ve dediği olur tutuklanır. Götürülür efelikte kazandığım 15 kese altını harcadım Osmanlıdan kendimi zor aklattım. Siz siz olun Osmanlıya fiske vurmayın diye de çevresini uyarmış

Gelelim yemende askerlik yapan oğlu Ali’ye

O zamanlar yemende askerlik 7 sene yapılırmış bu Ali amca yemende 6 senelik asker iken köyde kapı komşuları olan Detseli üseyin’in oğlu Osman ( benim merhum amcam) yemene asker olur ve bu zeybek Ali amcanın yanına düşer. 6 ay kadar birlikte kaldıktan sonra amcam merhum Ali amcanın yanına gelir. Ve ağa beni kızıl denize tuza gitmek için seçtiler develerle tuza gideceğiz ne dersin der? Ali ağası Osman tuza gitmek ölüme gitmek demektir. Oradan dönenlerden sağ kalan az oldu ama Osmanlı ordu hümayününün emrine de itaat edeceğiz başka çaremiz yok Allah yardımcın olsun der. Ve amcam arkadaşları ile tuza gider tam 7 ayda döner çöl sıcaklarında yanar kavrulurlar. Dönüşte amcam hastalanır sahra hastanesine yatır. Ali ağası ziyaretine varır Osman şöyle der. Ağa ben buradan sağ çıkamam babama benim öldüğümü alıştırarak söyle yoksa inme iner babama der. Ayrıca kızım zehideyi de benim için doyunca öp der ve ruhunu teslim eder. Günler aylar geçer Osmanlı birçok cephede harp etmektedir. Künye gelmez Ali ağası köye gelir dedem sorar. Oğlum Ali Osman ım da yemene gitmişti onu gördünmü? Gördüm Hüseyin emmi. Nasıl eyimiydi kuzum? Eyiydi. Üseyin emmi. Mektup filan gelmeyyor Osmanımdan hay Alim bir şey olmasın Osmanıma? Yok Üseyin emmi der. Ve o acı haberi bir türlü söyleyemez künyesi de gelmez. Ali amca Osman’ın kızı Zehide’yi her gördükçe öper kucaklar ağlarmış. Bir gün dedem rahmetli bunu görmüş ve hemen evlerine giderek. Ali ben Allah ın emrini bilirim oğluma ne olduysa söyle deyince. Ali, Hüseyin emmi Osman sana ömürler tuza gitmişlerdi çölden tuzdan geldi hastalandı sanırım ölmüş çünkü tuzdan gelenlerden hiç kurtulan olmazdı der. Dedem hemen evine gelir. Gelininin elinden tutar torununda yanına alır kızım sen benim evimde artık olmazsın çünkü başka oğullarımda var der. Ve benim hangi tarlalarımı istersin diye muhtarlıkta sorar. Gelinin istediği tarlaları onun üstüne kaydettirir muhtara ve gelinin babasını evine bırakır gelir.

Ben Ali amcayı tanıdığımda sanırım 1949 veya 50 yılları idi ihtiyar piri fani bir adamdı ama suratı çok heybetli idi onun heybetinden adam korkardı. Ama çok sevecen yumuşak bir kalbi dürüstte bir hali vardı.

Onun bazı dürüstlüklerinden bahsedeyim bunları da oğlu merhum zeybek Mehmet’inden dinlerdim. Ali amca ağabeysi Hüseyin ölünce ağabeyinin karısını da kendi nikahına almış onun oğlunu yetim büyütmeyeyim diye ve sonradan aldığı hanımı Fatma dan bahsettiğim zeybek Mehmet i de doğmuş. Eski hanımı Fadim yengeden de üç oğlu var biri Ali biri Mustafa biri Hazim ve Mehmet. Bunların hepsini bir arada geçindirmiş diktatör dürüst köy tabiri ile kazak bir erkekmiş. Bu mertlik ve sahavet irsi bir hal midir nedense atadan oğul a bu zeybeklik sirayet eder. Ve bu sülalenin mertlikleri devam etti gitti. 

Köyde insanlar birbirinden ihtiyacı olan şeyleri isterler ve alırlar işi bitince iade erdeler buna imece denir. (Köy yardımlaşması) Böyle bir komşu iki merkebe ihtiyacı vardır Ali emmi gile kızını veya gelinini gönderip merkepleri ister. Ali emminin hanımı merkepler yok başka yere gitti der. Ali emmi namaz kılmaktadır. Komşu çocuğu evden ayrılır Ali emmi namazdan selamı verir ve hemen evlerine gitmekte olan komşu kızına seslenir kızım bu yengen sana yalan söyledi. Ahırda iki merkeple ikide at var hepsini al götür işinizi bitirin gelin der. 

Daha buna benzer hikâyeler çok burada köyde eskiden çok dinlediğim ve enteresan olan bir zeybek Ali si anısından da bahsedip diğerlerine geçeceğim. 

Merhum Zeybek Ali Amca ve birkaç tane köylümüz merkeplerle şehirden (Konya’dan) köye dönmekteler zaman İstiklal Harbi zamanlarıdır dağlarda bir çok başı bozuk eşkıya vardır. Bu Konya’dan gelen kafilenin yolunu keserler ve bütün eşyalarını soyarlar. Ali emminin ayağında zamanın çok kıymetli bir ayakkabısı olan sepili (özenle yapılmış deriden) çarık vardır. Ali emmiye çıkar çarıkları der eşkıya başı, Ali emmi çaresiz çıkarı verir. Zaman kış ve kar vardır yerlerde ayakları kar a değince Ali emmi fena kızar ama yapacağı bir şeyde yoktur silahlı eşkıyalara karşı eşkıyalar yanlarından biraz uzaklaşınca bizim ali emmi kızgınlığını belirtmek için onlara seslenir ulan anasını avradını diye galiz bir küfür eder ve benim üzerimde yüz lira para vardı bulamadınız der. Tabi bu mümkün değil o yıllarda yüz liranın bir adamda olması eşkıyalar döner çıkar lan parayı derler, asabileşir yok der. Ali emminin suratına iki üç tokat yapıştırıp giderler. Onlar uzaklaştıktan sonra yanındaki genç bir köylüye Ali emmi şöyle der eşkıyalara sövdük ama tokatları da hak ettik değimli yeğen ama yinede korkmadan sövebildik eşkıyaya der böylede mert bir adammış merhum zeybek Alisi. 

Biz şimdi yaşadıklarımıza ve gördüklerimize dönelim ve yukarıda çok adı geçen zeybek Mehmet’ine dönelim. Ne gibi yapmış bu Zeybek Mehmet köyde.

Sene 1958 kuranı hatmettik hoca önünde, köyün büyük camisinde Kur’an tilaveti var Zeybek Mehmet’i İstanbul’dan gelmiş çok zengin ve de eli vergili sahavetli sofrası meydanda evlerinde misafirsiz yemek yenmeyen bir aile. 30 çocuk varız hatim inen kuranı tilavet ettik cami içinde büyüklerimizin saygıdan ellerini öpüyoruz o anı hiç unutmuyorum caminin bir kuytu yerine oturdu her gelip elini öpen çocuğa 10 ar lira verdi o camide. Değil köyde üç gün para dilensen 10 lirayı bir arada göremezsin o yıllarda. 

Sene 1960’lı yıllar köyümüzde bir muhtar var ki çalışmıyor bir köye çalışan kamyon var yük ve insan taşıyor. Canı isterse gider istemezse gitmez adamın kucağındaki 1 yaşındaki çocuğundan bile para alır köyde başka vasıta olmayınca istediği gibi oynuyor, camide bir hatip var köylünün buğday hakı ile(ücret) hatiplik yapıyor. 

Mehmet emmi o yıl seçimlerde 1. aza seçilmiştir. Köylü toplanır köydeki kamyoncudan şikâyetçidirler. Mehmet emmiye derler ki aramızda para toplayıp köy namına bir kamyon alalım olur der. Mehmet emmiye 35 kişi 500 yüz lira para verirler.17500 lira ile kamyon almaya gönderirler. Mehmet emmi uyanık Konya da üç gün eğleşir ve gelip gidenlere köyündeki para verenlerin nabzını sorar. Derler ki herkes seni konuşuyor bu paralarımızı yiyecek kaçtı gitti diyorlar derler. Geri döner gelir ben kamyon bulamadım şu paralarınızı alın der ve herkesin parasını iade eder. Muhtara derki bu köye çalışan kamyoncuya söyle köyde doğru dürüst çalışsın köylüye eziyet etmesin keyfi hareket etmesin der. Muhtar bu nüfuzlu kişiden korkar bir şey diyemez. Bir gece birkaç arkadaş baskı uygularlar muhtarın elinden mühürleri alırlar ve zoraki istifa etmesini sağlarlar. Mehmet emmi zaten birinci azadır haliyle istifa sonrası muhtarlık Mehmet emmiye verilir. Mehmet emmi gider 90 bin liraya İzmir den bir ford kamyon alır gelir başlar köyde yapılacak güzel icraatlara. Önce camiye kadrolu devletten imam ister imam tayin edilir hatibin görevine son verir. Getirdiği kamyonu köyün ortasına çeker köy namına kamyon alındı diye de köylüye tellal ile ilan ettirir. Müşteriler köyün kamyonuna biner öbür kamyona binmezler. Bu kamyonu sahibi yanına eski muhtarı alır, Mehmet emminin para topladığı insanları alır, eski cami hatibini alır, bunlar ile iş birliği yaparak 4-5 maddeden muhtarı mahkemeye verirler. Mahkeme günü gelir mahkeme başkanı bir bayan hâkimdir. Muhtar Mehmet emmiyi önce bir yalnız dinler. Ve mahkemeyi başlatır. Eski muhtara şikayetini söyle der. Efendim bu adam benim elimden baskı ile mühürleri aldı beni zorla görevimden istifa ettirdi der. Hakim sen cüretli akıllı bir muhtar olsaydın istifa edeyim der etmezdin şikayetçi olurdun. Kanunlar buna cezasını verirdi. Mühür almak öyle basit iş mi demek ki sen bu işe layık değilmişsin çık dışarı pasif adam der. Köylülerden para toplananlara sorar ne yaptı bu adam topladığı paraları. Efendim aldı birkaç gün sonra geldi herkesin parasını iade etti derler. Şikayet ne? Makbuzsuz para almak deyince kolunuzu burkarak paramı istedi sizden der. Hayır derler. Eee paranızı iade etmiş konu kapanmış der. Hatip efendiye senin şikayetin nedir der. Efendim ben otuz yıldır bu köyde hatiplik yapardım beni görevden aldı ekmeğime mani oldu der.Adam devletin verdiği imkanları köy için kullanmış köyü buğday hakın dan kurtarmış köylüler senin arkanda namaz kılmıyorsa şehirden varalım da biz mi kılalım namazı. Sende çık böyle dava olmaz der. Sıra kamyoncuya gelir sen der. Efendim ben bu köylüyüm, yıllardır bu köye nakliyatçılık yaparım. Bu şahıs köyde köy namına kamyon aldı benim ticaretime mani oldu. Köylü benim kamyonuma yük vermiyor ve binmiyor deyince hakim hanım. Köye ilan ederken bu adamın arabasına binmek yük atmak yasak dedi mi der? Hayır böyle duymadı der. Öyle ise köylüyü sen bıktırmışsın senin kamyonuna binmemişler yük vermemişler ben mi bineceğim gelip te sende çık der. Çıkarlar ve Mehmet emmiye hakim sen kal der ve şöyle söyler. Muhtar yaptığın işlerin hepsi suç teşkil ediyor ama köyün ve insanların menfaatine çalıştığını tespit ettim ve inisiyatifimi kullandım. Aslında seni kanun kurtarmıyor benim inisiyatifim kurtardı bir daha bu tür işlerle karşıma gelme işlerini kanuna uygun yap der. 

Sene 1976 Mehmet emmi tekrar köylünün ısrarı ile köye muhtar seçildi ben de köyün hesap işlerine bakan katibim. Bizim dağ köylerinde çevre köylüler ile arazi kavgası orman kavgası çok olur. İşte bunlardan birinde bir köy ile yapılan kavgada muhtar memet emmiyi tüfek ile yaralamışlar akşam eve getirdik karakola şikayetçi olduk muhtar hastaneye gitti ayakta tedavi yapıldı yalnız saçmalar suratında olduğu için silah atan kişinin tutuklanması emri çıktı karakol bir akşam vakti suçluyu yakalayıp bizim muhtarın evine getirdi. Muhtarın oğlu ali var benim emsalim hem de can ciğerden arkadaşım yıllarımız ayni mahalde ve beraber geçti kardeş gibiyiz. 

Yakalanıp gelen suçlu delikanlıya diş biliyoruz baya linç edeceğiz ama o münevver insan merhum Memet emmi yanımıza geldi büyük bir insanlık örneği göstererek bu adama yemek verin karnını doyurun diye b,ize emir verdi biz olmaz diye itiraz ettik. O anda bize parladı ve ağır laflar söyledi dağda dövüşürken birbirimize düşmanca hareket ettik ama burada benim misafirim onun karnını doyurmak onu hoş tutmak düşer bize suçunu kanun verecek dedi ve karnını kendisi doyurdu suçluyu jandarmalar götürünceye kadar. 

Bir başka olayını daha anlatıp Mehmet emminin hatırayı bitireceğim. O yıllarda şehirlerde köylerde hep guruplaşmalar var mahalle veya arkadaşlar arasında karşı guruptan yani bize hasım olan birisi geldi muhtar Mehmet emmiden ödünç 2000 lira para istedi bu parayı da zor ödeyecek baldırı çıplak bir adam biz oğlu Ali ile kardeş gibiyiz Mehmet emmiyi de çok severim (benim okulum boyunca belki bütün defter kitap kalem ihtiyaçlarımı o karşıladı bizler fakirdik Allah gani gani rahmet eylesin) verme amca bu bizimle muhalif bizim kamyonumuza binmez yük atmaz dedik o dedi ki oğlum benim işime karışmayın o adam benden 2000 bin lira istedi pazartesi günü Konyadan bankadan getireyim vereyim dedim ben o parayı vereceğim uğraşmayın söz verdim. Yok deyiver diyoruz biz. O yine bizi şiddetli bir şekilde azarladı ve dedi ki verilen sözden dönülmez adam bende para olduğunu bilmiş gelmiş para istemiş varken yok dersen Allah yok eder karışmayın sizi evden ret derim dedi ve adama parayı verdi. 

Bu ailenin bir annesi var ki yani Mehmet emminin hanın Rabia yenge hanımlık tevazu hoş görülülük ve sahavet bu kadar olur. Efendiler onun için ben şu kelimeyi kullanmak istiyorum. Asil azmaz bal kokmaz kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır. Bu kadar yeterli sanırım Oğlu Ali arkadaşımda öyle sahavetli 5 lirası olsa eşi ve dostu ile yer herkese elinden geldikçe yardım eder. 1973 yılından 1988 90 yıllarına kadar köyümüze nakliyeci olarak hizmet verdi çok sabırlı ve sevecendi mertti. Bir başka arkadaşın deyimi ile. Hacı zeybek Ali nasıl adam demişler ona selam verip ağlayanı 10 sene besler zeybek Ali si öyle bir adam demiş doğru söylemiş. Ayrıca Ali’nin eşi tırıl sülüslünün kızı hacı Ayşe de sahavet ve insanlıkta örnek bir hanım kardeşimizdir. Allah ölenlere rahmet etsin kalanlara selamet versin. Saygılarımla 



   
Beğendim... (279)

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
 
Kullanımdakı İşaretler: 600
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Mathguard güvenlik sorusu:
3M8         DNR      
O      F    5     DQT
KHS   H8D   QHO      
I I    6    D T   EB5
SLP         LWD      
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.9 © 2007-2020 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Advertisement