Tapusu olmayıp hazineye geçen ev ve arsalar hakkında Büyükşehir Belediyesinin Muhtarlığımıza ve Derneğimize göndermiş olduğu yazı aşağıda yayınlanmıştır. Tüm köylülerimize duyurulur.

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.

İstatistikler

Üyeler: 233
Haberler: 262
Web Linkleri: 7
Ziyaretçiler: 1301148203
Anasayfa
Gilisıra’nın aç kurtları Yazdır E-posta


Yazarımız İsmail Detseli 'nin 9 Eylül 2013 tarihli köşe yazısı

      Geçenlerde değerli kardeşimiz Bahri Kılınçel bir mail atmış, İsmail Bey Gilissıra’da telefonlar çekmiyor yazılarınızın devamlı okuyucusuyum köye turistlerle gittik adamlar resimler çektiler anında sevdiklerine buraların güzelliklerini aktarmak istiyorlar ama ne yazık ki telefonlar çekmediği için bunları gerçekleştiremiyorlar, diyor. Sağ olsun ilgisine çok teşekkür ederim. Çok kısa bir zaman önce “telefonu olmayan köyde” diye bir yazı yazmıştım. Özellikle bu çağda bir de turistik diyorlar ya Gilissıra’ya, batsın böyle turistik yer… Hiçbir şahıs ve kuruluştan gık çıkmadı. Benim köyüm, konumu itibari ile bir hüyüğün etrafında yerleşmiş GSM şirketleri bu hüyüğün tam tepesine bir verici koymadıkları müddetçe tarihin derinliklerinde saklı olan bu mağara ve şapellerde iskan olunmuş olan yerlerde telefonların çekmesi mümkün olmayacak. Başka yerlerde ne kadar güçlendirme yapılırsa yapılsın iletişim sağlanamayacak. İyi ya hüyüğün tepesine bir verici yapılsın madem diyenleri duyuyorum. İşte orası o kadar kolay değil ne yazık ki. Tarihçilerden ve köyümüz büyüklerinden edindiğimiz bilgilere göre bu yörelere insanlar, Malazgirt Meydan Muharebesi’nden önce göçer olarak gelip yerleşmişler. Aşağı yukarı bin yıldır buralarda iskan olmuşlar. Bu tarihi eserleri de bugüne kadar yıpratmadan korumuşlar. Bunun karşılığında insanları mükafatlandıracaklarına cezalandırılmışlar. Her gelen devlet kurumundan ağır darbeler yemişler. Sit alanı denmiş, evleri alınmış ellerinden, milli emlak denmiş dönümlerle tarlaları alınmış ellerinden. Kendi ata yurtlarında bir yabancı gibi muamele görmüşler, hep darbe yemişler. Şimdi 15-20 yıldır bu köy turistik bölge ilan edileli başına gelmedik kalmadı. Şimdi hüyüğe bir verici dikilsin diyoruz “yok orası sit alanı dikilemez” diyorlar. ÇünküAnıtlar Kurulu GSM şirketine müsaade etmez, büyük cezalar yazarmış. Adamlar korkudan yatırım yapamıyorlar. Dahası köylünün atasından, dedesinden kalmış evlerinden devletin kurumları kira alırlar tarlalardan ecri misil ücret alırlar. Bazı kişiler haksız yere dönümlerle tarla sahibi olurken kadastro çalışmalarındaki yanlış idare edilmelerden dolayı bir çok köylünün asırlardır ekip diktiği topraklar mali hazineye vermişler, halk mağdur. Bu da yetmiyormuş gibi şimdi bir kurum yetkilisi çıkmış, bu köyün bazı yerlerini milli park ilan etmek için muhtara baskı yapıyormuş. Yer tespitini söylemiyor bize, ama aklındaki yerlerde köylünün tapulu arazileri var. Köylülerde buna şiddetle karşılar. Muhtar zaten itiraz dilekçesini vermiş, neymiş de efendim burada Hıristiyan din adamı Pavlos yaşamış, yürümüş, bilmem ne olmuş. Pavlos, bizim köylüden daha mı değerli yahu? Aklı evvelin biri çıkıyor, Hıristiyanlara hoş görünmek için elimizden geleni yapmaya çaba harcarken bizim topraklarımızı elimizden almaya kalkıyor. Avrupa da, Asya da, Afrika da, benim dedelerim binlerce yıl idaresi altında bulundurduğu devletlerde onca eserler camiler, medresler, hanlar, hamamlar köprüler yapmış. Bugün o ülke insanları bırakın onları korumayı yakıp yıkıp yok ederlerken bizler asırlardır köyünü tarihini korumuş olan köylümüzü kendi insanımızı cezalandırıyoruz. Bazılarına göre köylü artık yaşam biçimini değiştirmeli güne uyum sağlamalı. Nasıl olacak bu acaba? Gilissira köyünde ekin ekmeyecek harman kaldırmayacaksın, büyük baş küçükbaş mal beslemeyeceksin de ne yapacaksın? Yerli ve yabancı turistler birkaç senedir gelip gidiyorlar bizler de içindeyiz görüyoruz benim köyüme kaç kuruş para bırakmış, ne gibi fayda görmüşüz. Benim gariban köylüm gelenlerden fayda görmediği gelir elde etmediği gibi Anadolu insanının fıtratında var olan misafirperverliğinden faydalanıp yiyip içip hoşça kalın deyip gitmiştir gelenler. Evet, bu köyde bir pasta var. Gilissıra’daki pastadan faydalanmayı uman birçok kuruluş ve bireysel olarak umut besleyen şahıslar var, ama bu pastaya ne un koyuyor, ne şeker katıyor, ne yağı var ne yoğurdu. Pay almaya gelince aç kurt gibi saldırmaya hevesleniyorlar. Bu köyün derdi nedir neye ihtiyacı var diye soran yok. Bu köydeki pastadan faydalanmak isteniyorsa önce devletin kurumları köylüye zarar vermeden köylüleri saf dışı etmeden, onların da bu pastadan faydalanması gerekli. Bir işe el atmalılar. Hele bu milli park sevdasında olan hevesli daire müdürleri kendilerine bir çeki düzen vermeliler. Köyün sahipleri olarak artık canımıza tak etti. Aldığımız darbeler yaşadıklarımız bizi kahrediyor. Onun için sahip çıkacağız burası yolgeçen hanı değil. Bunların böyle bilinmesi lazım. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, ülkeme ve yöre insanına katkı sağlayacak turizmin her türlüsünü severek kabul ederiz, bu konuda bağnaz değiliz. Ancak birilerini memnun etme adına köylümün yaşantısını etkileyecek meyve sebze yetiştirdiği bağını bahçesini gasbederek mallarının otlayacağı yerleri oldu bittiye getirerek köylülerimin mağdur edilmesine asla göz yummayacağız. Aç kurtlar, köyümüzden uzaklaşmazsa yakında isim isim de yazıp kendilerini rezil edeceğiz. Haberleri olsun…

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement