Dernek Hesabı

 
OOPS. Your Flash player is missing or outdated.Click here to update your player so you can see this content.
Anasayfa arrow Haberler arrow Son Haberler arrow İsra ve Mir'ac
İsra ve Mir'ac Yazdır E-posta
Tüm köylülerimizin ve İslam aleminin Miraç kandilini tebrik eder hayırlara vesile olmasını Cenab'ı Allah'tan niyaz ederiz.
İsra ve Mi’rac

Mahmut Topbaş

İsra’nın gece yürütme manasına geldiğini, Mirac’ın ise yükseklere doğru yükselme aleti olduğunu biliyoruz. Biz, gece manasına gelen “Leyl” sûresini severiz. Ömrümüzün yarısının geçtiği geceleri severiz. Kur’an’ın ifadesiyle Allah’ın varlığına, birliğine, ortağı olmadığına bir ayet, delil, şahit olan geceleri severiz, (İsra 12). Dinlenme yerimiz (Enam 96), gece ibadetimizin daha etkili (Müzzemmil 16), Mevla’mız ve Leyla’mızla birlikte iken bize elbise olan ve bizi bürüyen (Nebe 10) geceleri severiz.

Gecelerimizin adı Kadir gecesidir, Mi’rac gecesidir, Mevlit gecesidir, Bayram gecesidir. Gerdek gecesidir.

Bütün geceler Allah’ın yarattığı geceler olması nedeniyle bizim için sevimli ve değerlidir. Ancak bazı gecelerde meydana gelen güzel olaylar nedeniyle diğer gecelerden özel ve güzel gecelerdir.

Bütün günler ve geceler güzeldir ama, doğum gününüz, evlilik gününüz diğer günlerden daha anlamlıdır.

İşte Mi’rac gecesi de Hicret’ten on sekiz ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi, Allah’ın Rasülü, Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve selem efendimizin halkın arasından Hakk’ın huzuruna yükseliş gecesidir. Allah (c.c) kulu ve Rasülüne bazı ayetlerini göstermek ve Onu teselli etmek için bir gece Mescidi Haram’dan, Mescidi Aksa’ya götürür. Bu bölümüne İsra denir. İsra suresinde:

1- Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya âyetlerimizden bazılarını göstermek için götüren (Allah, her türlü eksikliklerden) münezzehtir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” diye haber verilerek İsra’nın ayetle sabit olduğunu görüyoruz.

Necm suresinde: (1 ile 18. ayetler)

"And olsun batan yıldıza ki, arkadaşınız (Muhammed) ne saptı, ne de azıttı. O, hevadan konuşmaz. O, kendisine vahyolunan, vahiyden başka bir şey değildir. Onu çok kuvvetli (Cebrail) öğretti. Kâmil akıl sahibi (Cebrail) hemen doğruldu (kendi sûretinde göründü.) O en yüksek ufukta idi. Sonra (Cebrail) yaklaştı ve sarktı (daha da yaklaştı). İki yay kadar veya daha da yakın oldu. (Allah’ın) kuluna vahy ettiğini vahy etti. Sidret’ül Münteha’nın yanında. Cennetül Me’va, onun (Sidre’nin) yanındadır. Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Göz ne kaydı ne de saptı. And olsun O, Rabbinin büyük âyetlerini gördü.”

Ayetler böyle haber vermek suretiyle Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar olan bölüme ayette doğrudan delalet vardır.

Necm suresindeki ayetlerde ise, yücelere yükseldiği konusunda işaret vardır. O işareti de tevatür derecesine varan hadisler açıklamakta ve kuvvetlendirmektedirler.

Mescid-i Aksa’dan yedi kat semaya ve ötelere götürülmesine de Mi’rac denir.

En-Necm suresinde de değinilen bu İsra ve Mi’rac olayı konusunda yirmi yedi sahabenin rivayeti olduğunu Celaleddin Süyuti “Kıtaf-ül Ezhar-il Mütenasira fi-l Ahbar–il Mütevatira” isimli eserinde İsra ve Mi’rac hadisinin Mütevatir hadislerden olduğunu haber verir.

Mekke putperestlerinin, Müslümanlara işkence, ekonomik ve sosyal ambargo uyguladığı bir dönemde Allah rasülünün Mi’rac’a yükseltilmesi, ona bir teselli olduğu gibi, Müslümanlara da bir moral olmuştur.

En zor zamanda insanlık ailesinin aklına gelmeyeceği, yirmi birinci asırda yaşayanların aklının bile alamayacağı ve Ebu Cehille aynı aklı paylaştıklarını ortaya koyacağı bir mucize gerçekleşir.

Ebucehil: “Olmaz öyle şey” derken, Hz. Ebubekir razıyallahu anhü: “O söylemişse doğrudur” demiş. Biz, bu gün Hz. Ebubekir razıyallahu anhü’nün yolunda yürümeye çalışıyoruz. İnkar edenler de kimin yanında olduklarına dikkat etsinler.

Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiğini, ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geçtiğini ve takdir edilen yere yağdığını görüyoruz. İçine gaz doldurulan balonun havada uçtuğunu, içi hava doldurulan varilin deniz üzerinde yüzdüğünü biliyoruz.

Kalbi, iman ve hikmetle dolu Allah Rasulü, Rabbinin istemesi üzerine yaptığı bu İsra ve Mir’ac’ın gerçekten meydana geldiğine yürekten inanıyoruz.

O Allah (c.c), bize bizden daha yakın iken kulunu ve Rasulünü taltif etmek için İsra ve Mir’ac’ı gerçekleştirmiştir.

Ayette “Abdihi” kelimesiyle efendimizin bu İsra ve Mi’rac’ı ruhu ve cesediyle yaptığına işaret eder.

“Ruhuyla çıkmıştır” diyenler olmuş ama ayetin işaret ettiği mana ruh ve bedenle gittiğidir ve ulemamızın çoğunluğu bu görüştedir.

Ayette ifade edildiği gibi Rabbinin ayetlerini görecektir. Bu görüşe gönül gözü ile başındaki gözde katılırsa ikram tam olur. Rüyada tatlı yiyenle, uyanıkken yiyen aynı tadı almaz ve rüyadakinin karnı doymaz.

Bir zamanlar, İstanbul’da bir özel lisede öğretmenlik yapan İtalyan papaza öğrenciler sorarlar: “Muhammed bu göğe çıkmış sen inanır mısın?” derler.

“Bizim gibi insanlar aya çıkıyor. Allah’ın Rasülü daha ötelere niçin çıkmasın?” diye cevap verir.

Bizimkiler papaza da yaranamazlar.

Bu gece, yukarıda verilen ayetlerin tefsirini bir tefsir kitabından okuyuverelim.

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement